logo
bitkibes
biatkikor
esnaf
klntsz-gida
expert
bagclik
whatssapp
viber
messenger
telegram
tango
hongouts
imo
line
skype
azar
wechat
tictoc
face_sayfamz
twitter_sayfamiz
google_sayfamiz
youtube_kanalimiz
instagram_sayfamiz
swarm
sosmedbiz-takiptekal
disqus
linkedin_sayfamz
pinteres
snapchat_sayfamz
tumblr
foursquare_sayfamiz
ÜRETİM
üzüm
zeytink
redglob
kuru-üzüm
cilekk
kapuz
yaprak
zeytin_yagik
pekmezk
cilek-recelik
domates_salca
seftali
erik
koruk-suyuk
kavun
semiz_otu
marul
biber
ispanak
nane
sarap
k1
k2
k3

 

 

YETİŞTİRİCİLİK
yerfısıtıgı
acur
armut
avakado
ay_cicegi
ayva
badem
bakla
bamya
bezelye
brokoli
bugday
celtik
ceviz
enginar
fasulya
findik
gl
hashas
havuc
hiyar
incir
kabak
soya
kayisi
kereviz
kivi
layana
limon
mercimek
misir
muz
nar
nohut
pamuk
patates
patlican
pazi
pirasa
sarimsak
seker_pancari
sogan
kiraz
yenidunya

 

 

admin1
Ekleyen - Ahmet Can Durmuş
ad2

asmanın morfolojik yapısı

Morfoloji, asmanın dış organları ile bunların şekil ve işlevleri arasındaki ilişkileri konu alan bir bilim dalıdır.
 Asmanın organları görevlerine göre; beslenme ve üreme organları  Bulundukları yere göre ise; toprak altı ve toprak üstü organları olarak sınıflandırılabilir. Bağcılıkta genellikle ikinci grup sınıflandırma kullanılmaktadır.

 Asmanın toprak altı organlarını oluşturan kökler, topraktan su ve suda erimiş besin maddelerinin alınmasını sağlayarak, asmanın beslenmesinde doğrudan görev almaktadır.
 Toprak üstü organları ise, yapraklar yardımıyla asmanın beslenmesine hizmet ederken, çiçekleri vasıtasıyla meyve ve tohum oluşturarak üremelerini sağlamaktadır.r.

asmanin_organlari

KÖK SİSTEMİ

Omcanın(asmanın) toprağa bağlanmasını ve ayakta durmasını sağlayan köklerin temel görevi, omca için gerekli su ve mineral maddeleri almak ve bunları iletim demetleri vasıtasıyla yapraklara kadar ulaştırmaktır.
 Diğer yandan, yapraklarda yapılan özümleme maddelerinin önemli bir bölümü köklerde depolanmaktadır.
 Asmanın toprak altında bulunan köklerinin tümüne kök sistemi denilmektedir.
 Kökler, kökenleri bakımından çim kökleri ve adventif kökler olmak üzere iki gruba ayrılmaktadır.

asma_kok_sis

ÇİM KÖKLERİ

Aslında bir üreme organı olan asma tohumunun, çimlenmesiyle oluşan köklerdir.
 Asma tohumlarının çimlenmesiyle elde edilen genç bitkilerde oluşan köklere çim kökleri adı verilmektedir.
 Asma tohumu çimlendiği zaman bir kazık kökçük oluşmakta, zamanla bundan sekonder ve tersiyer kökler çıkmaktadır.

ADVENTİF KÖKLER

 Asmanın vejetatif organlarından oluşan köklerine adventif kökler adı verilmektedir.
 Bu köklerin pratik açıdan önemi büyüktür. Çünkü asmaların çoğaltılmasında kullanılmak üzere bir yaşlı dallarından hazırlanan çeliklerin toprak içinde kalan boğum ve boğum aralarından oluşan köklerdir.
 Çelikler köklenirken kazık kök oluşumu görülmemektedir.
 Bu kökler, toprak içerisinde bir kök demeti oluşturmaktadır.
 Kök gövdesinin üzerinde oluşan bu kökler; boğaz, yan ve dip kökler olmak üzere üçe ayrılmaktadır

BOĞAZ KÖKLERİ

 Toprak yüzeyine en yakın olan köklerdir. Üst toprak tabakasının alt kısımlara göre daha fazla ısınması ve havalanması, ayrıca toprağın işlenen kısmının besin maddelerince daha zengin olması nedeniyle bu köklerin gelişmesi diğer köklere göre daha hızlıdır. Aslında boğaz köklerinin varlığı, yan ve dip köklerin aleyhine olmaktadır. Boğaz köklerinin en istenmeyenleri, aşılı asmalarda aşı kalemlerinden çıkanlardır. Aşı kaleminden oluşan boğaz kökleri, zamanla aşıların anaçla ilişkilerinin kesilmesine neden olmaktadır. Daha sonra filokseradan ve/veya kuraklıktan zarar gören bu kökler, omcanınölmesine sebep olmaktadır. Bu nedenle, aşı kalemlerinden boğaz köklerinin oluşmaması için, bağda aşılamanın toprak seviyesinin 8-10 cm üzerinden yapılması,  Aşılı fidanların ise, aşı yeri toprak yüzeyinin üzerinde kalacak şekilde dikilmesi gereklidir.

YAN KÖKLER

 Kök gövdesinin orta kısmından çıkan köklerdir.
 Bu kökler, toprağın her yıl işlenen ve gübrelenen, dolayısıyla besin maddelerince zengin bölümünde yer almaktadırlar.
 Özellikle, topraktan su ve erimiş besin maddelerini alan kılcal kökler, bu köklerin üzerinde gelişmektedirler.
 Yan kökler, geçirimsiz bir tabakaya rastladıklarında yana doğru gelişmelerini sürdürürler.

DİP KÖKLER

 Asmanın en önemli kökleridir.
 Kök gövdesinin en ucunda, yani çeliğin dip kısmında oluşmaktadırlar.
 Bu köklerin derine gitmesi ve iyi gelişmesi, asmaların dona ve kurağa karşı dayanımını arttırmaktadır.
 Köklerin iyi gelişmesi ve derine gitmesi için bağ kurulacak yerin sonbaharda derin işlenmesi (krizma) gereklidir. Normal olarak dip köklerin 2 m derine gitmesi asmanın yaşamını sağlıklı sürdürebilmesi için yeterlidir.
 Ancak,bazen toprak yapısı geçirgen olan bağlarda, bu köklerin 12 m'ye kadar indiği görülmektedir.
 Asma topraktan suyu ve erimiş haldeki mineral besinleri, kılcal kökleri (saçak kökler) vasıtasıyla alır.
 Bu kökler, morfolojik olarak dört bölgeden oluşmaktadır.
 Bunlar, kök ucu, uzama, absorpsiyon ve iletim bölgeleridir.
Kök ucu bölgesi; Kökün en uç kısmında, meristem hücrelerini koruyan ve kök ucunu yüksük gibi örten bir kılıf şeklindedir. Bu nedenle, kök ucu bölgesine kaliptra (yüksük) adı verilmektedir. 2-5 mm uzunluğunda olan kaliptrayı oluşturan en dıştaki gelişmiş hücrelerin pelteleşmesi ve dokudan ayrılmasıyla kaygan bir zemin oluşmakta ve böylece kök zarar görmeden toprak içerisinde ilerlemektedir.
Uzama bölgesi Kök ucunun hemen üzerinde yer almaktadır. Uzunluğu 2-3 mm civarındadır. Kökün meristem bölgesinde oluşan yeni hücreler çoğalarak kökün uzunluğuna büyümesini sağlamaktadırlar.
Absorpsiyonbölgesi Uzama bölgesinden sonra emici tüylerin bulunduğu bu bölgede oluşan binlerce emici tüy (kılcal kök), toprakta bulunan su ve onun içinde erimiş mineral tuzları absorbe ederek (emerek) asmanın beslenmesine hizmet ederler.  Yaklaşık 10 cm uzunlukta olup dıştan açık sarı-beyaz renkte gözükmektedirler.  Kök uzamaya devam ettikçe üst taraftaki tüyler solarak dökülmekte; ancak alttan yenileri oluşarak işlevlerini devam ettirmektedirler.
 İletim bölgesi Absorpsiyonbölgesinden alınan su ve besinlerin daha üst organlara ulaştırılması görevini üstlenen daha olgun, kalın ve uzun kısımdır.
 Köklerin toprak içerisinde gelişme istikametleri asma tür ve çeşidine göre değişmektedir. Köklerin toprak içerisinde ilerlemesi üzerine yerçekiminin de etkisi görülmektedir.
 Guillon (1905), asma köklerinin toprak içinde yayılmasında her çeşit için bir geotropizm (yere yönelim) açısı saptanabileceğini, yani köklerin toprak içerisinde ilerlerken düşeyle yaptığı bir açının bulunabileceğini belirtmiştir.
 Bu açı daraldıkça köklerin kazık köke benzer bir yapı gösterdikleri ve toprağın derinliklerine doğru gittikleri; açı genişledikçe köklerin saçak köke benzer bir duruma geçtikleri ve toprağın üst seviyelerine yakın geliştikleri gözlenmektedir.asma_kok_sis

 Köklerin toprak içindeki hareketi üzerine birçok faktör etkili olmaktadır.
 Kök gelişmesi üzerine toprağın fiziksel özellikleri (nemlilik, kayalık yapı, toprak yoğunluğu vb.), toprağın kimyasal özellikleri (verimliliği ve toksititesi), toprak işleme, taban su seviyesi, aşılı omcalarda üzüm çeşidi, dikim sıklığı, bağdaki yabancı ot türleri ve yoğunlukları etkili olabilmektedir.

ASMADA SÜRGÜN SİSTEMİ

 Asma, doğal yapısı itibariyle sürünücü ve yanında tutunacak bir destek bulduğunda sarılıcı özellikte bir bitkidir.
 Asma, yabani olarak, yaprağını döken ağaçlardan oluşan ormanlarda yaşamakta; sürgün sistemi ile sarıldığı ağaçların yardımıyla ayakta durabilmektedir.
 Asmanın sarılıcı özelliği, sürgünlerinin boğumlarında bulunan ve sülük adı verilen organlarından kaynaklanmaktadır.
 Yabani asmalar ormanlarda 20-30 m'ye kadar tırmanabilmektedirler.
 Asma Bitkisinin toprak üstünde oluşan ve sarılarak yükselen kısımlarındaki organlarının tümü asmanın sürgün sistemini oluşturmaktadır.
 Asmanın sürgün sistemi yapısal yönden iki değişik kökenden gelmektedir.
 Bunlardan birincisi, eşeyli üreme organı olan tohumun çimlenmesi sonucu meydana gelen sürgün sistemi;  ikincisi ise, eşeysiz organlardan oluşan sürgün sistemidir.
 Sürgünü oluşturan apikal (uç) meristem, tohumun çimlenmesi sonucunda embriyodan meydana gelen iki çenek yaprağı (kotiledon) arasında yer almakta ve yaklaşık 200 meristematik hücreden oluşmaktadır (Mullins ve ark. 1992).
 Bu hücreler çimlenme süresince hızla bölünerek seri halde yaprak taslaklarını meydana getirirler.
 Çimlenmenin gelişmesiyle, oluşan bu yaprak taslakları morfolojik olarak görülmeye başlarlar.
 İlk oluşan yaprakların divergensi 2/5 olup birbirini izleyen yapraklar arasında yaklaşık 145° lik bir açı bulunmaktadır.
 İlk oluşan yaprakların sürgüne bağlandığı boğumlar üzerinde, yaprak sapı ile sürgün arasında gözler oluşmakta; ancak bu aşamada yaprakların karşısında sülükler bulunmamaktadır.
 Bu aşama, asmanın gençlik çağı morfolojik yapısını tanımlamaktadır.
 Asmanın gençlik dönemi çok kısa süreli olup yaklaşık olarak 6-10 yaprak oluştuktan sonra sona ermekte ve olgunluk dönemi başlamaktadır.
 Asma sürgün sistemine, asmanın toprak üstü organları adı da verilmektedir.
 Topraküstü organları yaş sırasına göre gövde ve kollar ile dal ve sürgünlerden oluşmaktadır.

GÖVDE

 Gövde, kök gövdesinin toprak üzerindeki uzantısıdır.  Bu kısım bağcılıkta pratik olarak aşılı ya da yerli fidanın toprak üstünde kalan kısmı ve buradan gelişen sürgünün ilk dallanmaya kadar olan bölümüdür.  Gövde asmanın yaşlanmasına bağlı olarak kalınlaşır ve çeşitli terbiye sistemlerinde bırakılan yüksekliklere göre değişen boyda, doğal olarak gelişen asmalarda ise 20-30 m ve daha fazla uzunlukta olabilmektedir.
 Gövde genellikle ince olmakla birlikte, oldukça kalın gövdeli asmalara da rastlanmıştır.
 Galet (1970), Teksas'da çevresi 50 ilâ 90 cm arasında değişen Vitis candicans asmaları ile Kaliforniya'da çevresi 155 cm olan ve her biri 20 cm çapında dört kolu olan Vitis californica asmalarının bulunduğunu bildirmektedir.
 Gövde çevresi en geniş Vitis vinifera asmasının XX. yüzyılın başlarında Kaliforniya'nın Santa Barbara kentinde bulunduğu ve çok meşhur olan bu asmanın gövde çevresinin 2.50 m, yüksekliğinin ise 30 m'ye ulaştığı bildirilmektedir.
 Asma gövdesinin dış yüzeyi düz değildir.
 Her yıl yenilenen yaşlı kabuklarla kaplıdır.
 Bu kabuklar V. vinifera'larda yaşlandıkça soyulabilir bir nitelik alırken, V. rotundifolia'larda soyulamaz bir yapıdadır.
 Gövdenin görevi;  Köklerle sürgün sistemindeki diğer organlar arasında bağlantıyı sağlamak,  Kökler tarafından absorbe edilen su ve mineral maddeleri bünyesindeki odun (ksilem) demetleri yardımıyla yapraklara iletmek, orada fotosentez sonucu oluşan karbonhidratların, yine bünyesindeki soymuk (floem) demetleri yardımıyla köklere ulaştırılmasını sağlamaktır.  Gövde, aynı zamanda önemli bir besin depo organıdır.

KOLLAR

 Gövdenin iki veya daha yaşlı ana dallarına kol adı verilir.
 Kolların sayı, şekil ve uzunlukları asmanın terbiye şekline göre değişmektedir.
 Goble şeklinde, sayıları 3-6 arasında değişen kısa kollar bulunurken; diğer baş oluşturulan terbiye şekillerinden Guyot'da 1-4 arasında yine kısa ve kalın kollar yer almaktadır. Kordon terbiye şekillerinde ise genellikle 1 veya 2, zaman zaman da 4 adet uzun kol oluşturulmaktadır.
 Kollar gövde gibi besin taşımadaki köprü görevlerinin yanında besin maddelerini depolama görevini de yapmaktadırlar. Kollar üzerinde terbiye şekillerine göre değişen sayıda dallar bulunmaktadır.

DALLAR

 Kollar üzerinde bir ve iki yaşlı dallar yer almaktadır.
 İki yaşlı dal, üzerinden iki büyüme devresi geçmiş dallardır.
 İki yaşlı dal üzerinde, gövde ve kollarda olduğu gibi, kolaylıkla ayrılan kabuk bulunmaktadır.
 İki yaşlı dallar, kolların ucunda (Goble ve Guyot) veya kol üzerindeki başlarda (Kordon) bulunmakta ve bir yaşlı dalları taşımaktadırlar.
 Asmalarda dal denildiğinde bir yaşlı dallar anlaşılır.
 Bir yaşlı dal, yaz sürgünlerinin bir büyüme devresi sonundaki odunlaşmış hali olup, çubuk olarak da isimlendirilmektedir.
 Bir yaşlı dal, doğal olarak iki yaşlı dal, bazen de omcanın daha yaşlı odun kısmını oluşturan gövde ve kollar üzerinde bulunur.
 Bir yaşlı dallar, asmalarda ürünü oluşturan kış gözlerini üzerinde taşıyan en önemli organlardır.
 Bir yaşlı dal ince uzun, silindirik yapıda olup gözleri taşıyan boğumları hafif yassıdır.
 Uzunluğu çeşide, bakım ve ekolojik koşullara bağlı olarak 1-2 m arasında değişmekle birlikte, bazen 10 m' ye ulaşabilmektedir.
 Dallar üzerinde boğumlar (nodium) yer alır. Boğum arası uzunlukları çeşide ve omcanın gelişme kuvvetine göre değişir.
 Kısa boğum (Fanleaf) gibi bazı virüs hastalıklarının etkisiyle boğum araları anormal derecede kısalıp yassılaşabilmektedir.
 Bir yaşlı dalın enine kesiti incelendiğinde beş ana kısımdan oluştuğu görülmektedir.  Bunlar kabuk, floem (soymuk), kambiyum, ksilem (odun) ve öz'dür.
 Kabuk, bir yaşlı dalın iç dokularına sıkıca bağlıdır.
 İkinci yıl kabukta gevşeme görülür ve böylece iki yaşlı dalların dokusunda ayrılma ve şeritler halinde soyulma başlar. Kabuk rengi, üzüm çeşidine göre, sarımsı esmer renkten koyu kahverengine kadar değişiklik gösterir.
 Bundan başka kabuğun üzeri çizgili olduğu gibi, küçük siyah noktalı, düz veya oluklu, tüylü veya tüysüz de olabilir
 Floem, canlı ve sağlıklı iken yeşil renkte olup fotosentez ürünlerinin bitkinin diğer organlarına taşınmasını sağlar.
 Donlardan zarar gören dallarda floem tabakası esmerleşir.
 Kambiyum, birkaç sıra parankimatik hücreden oluşan ince bir dokudur.
 Dalın enine genişlemesini temin eden bölünebilme özelliğindedir.
 Kambiyum; Dışa doğru yeni floem, içe doğru da yeni ksilem tabakaları oluşturarak dalın enine büyümesini sağlar.