logo
bitkibes
biatkikor
esnaf
klntsz-gida
expert
bagclik
whatssapp
viber
messenger
telegram
tango
hongouts
imo
line
skype
azar
wechat
tictoc
face_sayfamz
twitter_sayfamiz
google_sayfamiz
youtube_kanalimiz
instagram_sayfamiz
swarm
sosmedbiz-takiptekal
disqus
linkedin_sayfamz
pinteres
snapchat_sayfamz
tumblr
foursquare_sayfamiz
ÜRETİM
üzüm
zeytink
redglob
kuru-üzüm
cilekk
kapuz
yaprak
zeytin_yagik
pekmezk
cilek-recelik
domates_salca
seftali
erik
koruk-suyuk
kavun
semiz_otu
marul
biber
ispanak
nane
sarap
k1
k2
k3

 

 

YETİŞTİRİCİLİK
yerfısıtıgı
acur
armut
avakado
ay_cicegi
ayva
badem
bakla
bamya
bezelye
brokoli
bugday
celtik
ceviz
enginar
fasulya
findik
gl
hashas
havuc
hiyar
incir
kabak
soya
kayisi
kereviz
kivi
layana
limon
mercimek
misir
muz
nar
nohut
pamuk
patates
patlican
pazi
pirasa
sarimsak
seker_pancari
sogan
kiraz
yenidunya

 

 

admin1
Ekleyen - Ahmet Can Durmuş
ad2

"asmanın ekolojik istekleri"

Ekoloji, asmanın büyüme ve gelişmesi, dolayısıyla üzümün sofralık, kurutmalık veya şaraplık-şıralık değeri üzerinde birinci derecede belirleyici etkiye sahiptir. asmanın ekolojik istekleri
a- iklim
b- toprak,

olmak üzere iki ana grup halinde İncelenmektedir.

İklim

Ekonomik anlamda bağcılık, dünya üzerinde genel olarak 10-20 0Cizotermlerine karşılık gelen 30-50. kuzey ve güney enlemleri arasındaki ılıman iklim kuşağı üzerinde yapılmaktadır.
50. enlem derecesinden sonra asma sera veya benzeri yapılar içinde yetiştirilebilmektedir.


Diğer yandan ekvatora yaklaştıkça, asmanın istediği ılıman iklim kofullarını yaratabilmek için, oldukça yüksek konumlara çıkılması gerekir.
Başarılı bir bağcılık için, özellikle Vitis vinifera L. türünün ılıman iklim kuşağındaki iklim isteklerinin iyi bilinmesi gerekir.

Sıcaklık

Sıcaklığın etkileri elverişli ve elverişsiz sıcaklıklar olarak incelenebilir.

Elverişli sıcaklıklar: Herhangi bir ekolojide ekonomik anlamda bağcılık yapılabilmesi için,

Yıllık Ortalama Sıcaklık

90 C

En Sıcak Ay Ortalaması

18o C

En Soğuk Ay Ortalaması

0o C

Yaz Ayları Ortalaması

200 C

Gelişme Dönemi Ortalaması

130 C

Yıllık Ortalama Sıcaklık: 11-160 C

Sıcaklık Herhangi bir yörenin bağcılık potansiyelini belirlemede yararlanılan en önemli parametre " Etkili Sıcaklık Toplamı (EST)" dır. Bütün üzüm çeşitlerinin, ürünlerini olgunlaştırabilmeleri için belirli bir etkili sıcaklık toplamına gerek duyulmaktadır.
Sıcaklık :
Birimi: Gün-Derece'dir
üzüm çeşitlerinin EST isteklerinin belirlenmesinde en duyarlı hesaplama yöntemi tomurcukların Kabarmaya başladığı tarihle üzümlerin olgunlaşma tarihi arasındaki dönemde, günlük ortalama sıcaklıkların 10 0C nin üzerindeki değerlerin toplanmasıdır.

Ancak pratikte, aylık ortalama sıcaklıklardan hareket edilerek daha kolay bir hesaplama tercih edilmektedir. Bunun için, gelişme döneminde aylık ortalama sıcaklığın 10 0C nin üzerinde olduğu tam aylarda, aylık ortalama sıcaklıklardan 10 0C çıkarılarak bulunan değerin, o ayın gün sayısıya çarpılması sonucu bulunan aylık EST değerleri ile. eksik aylara ait günlük etkili sıcaklıkların birlikte toplanması sonucu, çeşitlerin EST istekleri bulunabilir. Örneğin; Temmuz ayına ait günlük
ortalama sıcaklığın 24 0C olduğu bir
ekolojide, bu aya ait EST değeri:
(24- 10)x31=434 gd 'dir.
Herhangi bir yerin gerçeğe yakın EST değerim elde edebilmek için, en az 20 yıllık bir ortalamaya ihtiyaç duyulur.
Bu değerler, değişik ekolojiler için yıllık toplam olarak hesap edilen EST değerleri ile karşılaştırılarak, hangi çeşitlerin, hangi ekolojide, hangi değerlendirme şekline uygun olarak yetiştirilebileceği konusunda karar verilebilir.
Bir ekolojide bağcılığa elverişli etkili sıcaklık toplamının alt sınırı 900 gd olarak kabul edilir.
Ekolojileri EST değerlerine göre aşağıdaki gibi sınıflandırmak mümkündür.
Soğuk  =    900-1400    gd
Serin    =    1401-1700  gd
Ilıman =    1701-1950  gd
Sıcak-ılıman = 1951-2250 gd
Sıcak   =    2251 gd ve üzeri


Ekonomik anlamda bağcılık için en az 180 günlük bir gelişme dönemi (vejetasyon süresi)'ne gerek vardır.
Elverişsiz sıcaklıklar:   Asmanın
büyüme ve gelişmesini sürdürebildiği sıcaklık değerinin (10-35 0C) altındaki düşük sıcaklıklar  ve üzerindeki'dır.
Düşük sıcaklıklar
Düşük sıcaklıkları etkileri yönünden 0° C nin (donma derecesi) üzerindeki (üşüme) ve altındaki (donlar) değerler olarak birbirinden ayırmak gerekir.


Üşüme sıcaklıkları: Kış döneminde 0­10 0C arasındaki sıcaklıklar, asmanın
kış gözlerinin fizyolojik (gerçek) dinlenmeden çıkabilmesi ve sağlıklı olarak sürebilmesi için gereklidir. Asmaların bu düşük sıcaklık ihtiyacı " soğuklama isteği' olarak nitelendirilir. Ilıman iklim kuşağında asmanın kış gözleri içindeki tomurcukların sürebilmesi için, çeşitlere göre değişmekle beraber 100-400 saat arasında bir soğuklamaya gerek duyulmaktadır. Ancak asmalar sürdükten sonra, sıcaklık 10 0C nin altına düşerse, düşük sıcaklığın derecesine ve süresine bağlı olarak gelişme kesintiye uğramakta, sıcaklık 0 0C ye yakın değerlere düşer ve belirli süre kalırsa, özellikle taze sürgünler zarar görebilmektedir. Gelişme döneminde sıcaklığın 18 0C nin altına düşmesi ise büyüme ve gelişmeyi yavaşlatmaktadır.
Trefcthen Vinev


b- Donlar:


a- Kış donları: Herhangi bir ekoloji-de bağcılığı sınırlayan en önemli iklim fak-törlerinden birisidir.   Vitis vinifera L.       çeşitleri için, sıcaklığın düşme hızına ve etkili olma süresine bağlı olarak, - 12 0C de kış gözleri -16 0C de dallar ve -20 0C de ise kollar zarar görür.

Zararın ortaya çıkışı ve düzeyi üzerine, asma tür ve çeşitlerinin toleransı ve omcaların fizyolojik durumları da etkili olmaktadır. Amerikan türlerinden Vitis labrusca ve Vitis riparia ile Asya türlerinden Vitis amurensis soğuklara yüksek düzeyde (-  40 0C) dayanıklı türlerdir.

b- İlkbahar geç donları: İlkbaharda kış gözlerinin patladığı veya primer tomurcukların sürdüğü dönemde meydana gelen geç donlar, taze sürgünleri kısmen veya tamamen zararlandırarak gelişme ve şekil bozukluklarının yanı sıra, önemli ürün kayıplarına neden olabilmektedir
Hava sıcaklığının -3.5 0C ye düşmesi ile açılmak üzere olan kış gözlerinde(pamuklaşmış göz safhası) primer tomurcuklar zarar görmektedir.Taze sürgünler düşük sıcaklıklara daha duyarlı olduklarından, -2.5 0C deki soğuğa ancak 3 dakika dayanabilmektedir. Ayrıca, taze sürgün üzerindeki çiçek salkımları ve yapraklar soğuklara karşı sürgünün kendisinden daha duyarlıdırlar.
İlkbahar geç donlarından korunmak
için,
a- dolaylı ya da
b- doğrudan etkili bazı önlemlere başvurulmaktadır.
Dolaylı olarak etkili önlemler
-Bağların meyilli alanlara kurulması,
-Bağ tesisi için kuzey yönlerin tercih edilmesi,
-Yüksek gövdeli terbiye sistemlerinin uygulanması,
-Budamanın mümkün olduğu kadar geciktirilmesi veya çift budama yapılması,
-Bağlarda toprak yüzeyinde ot veya örtü bitkisi bulundurulması,
-Geç süren çeşitlerin seçilmesi.
Doğrudan etkili önlemler
-Isıtıcılarla hava sıcaklığının yükseltilmesi,
-Rüzgar makineleri ile hdyanın karıştırılması,
-Bağ içinde sis oluşturarak soğuk havanın çökmesine engel olunması,
-Bağların polietilen benzeri plastik materyal ile örtü altına alınması,
-Yağmurlama sulama yapılması.

a- Sonbahar erken donları:       Soğuk yörelerde ürün daha omca üzerindeyken meydana gelebilen erken donlar, ürüne ve henüz tam olgunlaşmamış sürgünlere zarar vermekte, erken yaprak dökümlerine neden olarak sürgün ve tomurcukların olgunlaşmasını engellemektedir. Budama dışında, ilkbaharın geç donlarından korumada etkili olan önlemler sonbahar erken donlarından korumada da etkilidir.
Yüksek sıcaklıklar
ve Hava sıcaklığının 35-40      0C ye ulaşmasıyla birlikte sürgün, yaprak ve taneler üzerinde yanıklıklar meydana gelmeye başlar. Yüksek sıcaklık, bitki ve toprak yüzeyinden su kaybını artırdığından, özellikle kıraç alanlarda su dengesi bozulan omcalarda yeterli gölgelenemeyen taneler tümüyle buruşur, doğrudan güneşe maruz kalan kısımlarda koyu kahverengi-siyah yanıklık lekeleri meydana gelir.
Güneşlenme, hava ve toprak sıcaklığı ile fotosentez üzerindeki etkisi nedeniyle önem taşımaktadır. Asma güneşi seven bir bitkidir. Bu nedenle asmaya güneşin çocuğu da denir. Gelişme dönemi boyunca en az 1250­1300 saatlik güneşlenme istemektedir. Ekonomik anlamda bağcılık için bu değerin 1500-1600 saatten az olmaması gereklidir.

Yağış

Herhangi bir ekolojide, asmaların gelişme ve verimi üzerine sıcaklıkla birlikte en önemli etmen olarak kabul edilen toprak ve havadaki nem düzeyi, yıllık yağış toplamı ve düzenine bağlıdır.
Yıllık toplam olarak 600 mm dolayında yağış alan yörelerde sulamaya gerek duyulmadan modern bağcılık yapılabilmektedir.
Yıllık yağışın 300-600 mm arasında olduğu filokserasız yörelerde kurağa dayanıklılığı yüksek olan vinifera çeşitleri kendi kökleri üzerinde başarıyla yetişebilmektedir. Filokseralı yörelerde ise iklime bağlı olarak sıcak yörelerde 110 R, 140 Ru, 1103 P ve 99R; serin yörelerde ise 41B gibi kurağa dayanıklı anaçlar üzerinde yetiştiricilik yapılmalıdır.
Yıllık toplam yağışın 300 mm ’ nin altında olduğu yörelerde sulama yapılmadan ekonomik anlamda bağcılık yapılamaz.
la Yıllık 900 mm' nin üzerindeki yağış alan yörelerde ise mantarı* hastalıkların kontrolünde güçlük çekilmektedir.
la Yağışın miktarı yanında, yıl içindeki dağılımı yani düzeni de , toprak özelliklerine bağlı olarak asmaların yağışlardan yararlanma düzeyini etkiler. Kış dönemindeki yağışlar, toprağa derinliğine işleyerek, alt katmanlarda depolanırlar. Asma köklerinin ulaşabileceği derinlikte depolanan kar ve yağmur suları, susuz bağlarda kurak geçen yaz dönemindeki yoğun su tüketiminin karşılanmasını sağlar.
Daha çok sağanak yağmur şeklindeki ilkbahar yağışları, genellikle toprağın alt katmanlarına ulaşmamakla birlikte, büyüme ve gelişmenin hızlı seyrettiği, dolayısıyla su tüketiminin fazla olduğu bu dönemde sulama yerine geçerek önemli bir işlevi yerine getirmiş olur.

Ancak, yaz döneminde havanın serin ve yağışlı geçtiği yöre ve yıllarda, gerek toprak altı (kök çürüklükleri) gerekse toprak üstü (külleme, mildiyö, ölü kol, gri küf gibi) mantarı’ hastalıklar kontrolü zorlaştığı gibi,

özellikle çiçeklenme dönemindeki etkili yağışlar, tozlanma ve döllenmeyi önemli ölçüde aksatmaktadır. Yine hasada yakın dönemlerde havaların yağışlı gitmesi tanelerde çatlamalara , olgunluğun gecikmesine ve taneler üzerinde gri küf (Botrytis cinerea Pers.) enfeksiyonunun artması gibi istenilmeyen gelişmelerin ortaya çıkmasına neden olur.Dolu şeklindeki yağışlar ilkbahar ve yaz gelişme döneminde bağlar için son derece zararlıdır. Genç sürgünler, yapraklar ve salkımlar üzerinde yaralama, kırma ve hatta koparma gibi fiziksel zararlanmalara neden olması yanında yaralanan bu kısımlardan her türlü hastalık etmenin girmesine de yol açmış olur.

Rüzgarlar

Hafif esen yani hızı 3-4 m/sn' yi (10-14 km/s) geçmeyen rüzgarlar, özellikle gelişmenin başlangıcında asmalarda bitki-su dengesinin kurulması açısından yararlıdır. Ancak, rüzgar hızı 10 m/sn'yi (36 km/s) aştığında, özellikle sürgünlerin bağlanmadan kendi halinde geliştikleri desteksiz terbiye sistemlerinde sürgünleri kırarak önemli zararlara yol açmaktadır.
Çiçeklenme döneminde esen kuru ya da nemli rüzgarlar bazı yıllarda tozlanmanın aksamasına ve dolayısıyla yetersiz tane tutumuna neden olmaktadır.
Olgunluk döneminde esen nemli rüzgarlar, yağış etkisine benzer şekilde gri küften kaynaklanan çürümelere ve çatlamalara neden olur. Kuru esen rüzgarlar ise kabuk kalınlaşmasına yol açar.
Bağları rüzgar zararından korumak için alınabilecek en etkili önlem, havalanmayı ve güneşlenmeyi engellemeyecek şekilde, uygun bitkilerle (servi kavak, mazı, iğde gibi) rüzgar kıranların tesisidir.

Toprak tuzluluğu

  1. Bir toprakta suda eriyebilir toplam tuzların miktarı o toprağın tuzluluğu hakkında bilgi vermektedir.Toprağın tuzluluğu elektriki geçirgenlik aleti ile ölçülerek E.C. değeri olarak mikro veya mili ohm olarak ifade edilir.Toprağın bünyesine veya su tutma özelliğine göre toprağın EC değeri karşılaştırılmalı olarak değerlendirilerek toprağın toplam eriyebilir toplam % tuz miktarı belirlenir.Genel kaide olarak topraktaki toplam eriyebilir tuz miktarının %0.033 ten az olması durumunda toprakta bir tuzluluğun olmadığını, %0.15 ten fazla miktarda toplam tuz bulunması ise toprakta tuzluluğun başladığını göstermektedir.Toprağın tuz miktarı toprağın fiziksel özelliklerini bozduğu gibi (toprak strüktürü), toprakta mikrobiyolojik aktivitenin yavaşlamasına ve bitki kökleri ile topraktan suyun alınmasında problem yaşanmasına neden olur. Tuzlu topraklar devamlı rutubetli olması nedeni ile soğuk topraklardır, toprak geç tava geldiği için zamanında bağlarda ara işlemsi yapmak mümkün olmaz.Toprak havalanması az olur ve kök gelişmesi geriler.Tuzun % de miktarının yanında tuzluluğu meydana getiren anyon ve katyonların cinsi önemlidir.Tuzluluk klor (Cl) elementinden ileri gelmişse etkisi çok fazla görülür, sülfat (SO4) veya diğer anyonlarla meydana gelen tuzluluğun etkisi (zararı) daha az görülür.Aynı durum katyon olarak ortamda sodyumun çok yüksek miktarda olup olmamasına bağlıdır.Yeni bağ tesislerinde toprağın 1-1.5 m derinliğine kadar toprak profili açılmak sureti ile toprağın farklı katmanlarındaki tuz konsantrasyonları ölçülmeli ve toprakta tuzluluk tehlikesi olup olmayacağı belirlenmelidir.Mevcut bağlarda torak tuzluluğu var ise bu konuda bir uzmana danışmak sureti ile önce kimyasallarla (jips gibi) ve daha sonra kaliteli iyi su ile yıkama yaparak topraktaki tuzların yıkanması sağlanmalıdır. Bazı hallerde toprak sadece tuzlu olmakla kalmayıp tuzlu ve alkali olabilmektedir.Bu durumda toprak tuzluluğu giderildikten sonra toprağın pH değerinin de azaltılması gerekir.
  2. Toprak tuzluluğunun yanında sulama suyunun kalitesi ve tuz durumu da önemlidir. Özellikle tuzlu yer altı suyu kullanan veya kirletilmiş akarsu ile sulama yapılan yörelerde tuzluluk her yıl artmaktadır.Bu nedenle sulama suyunun tuz miktarı büyük önem taşımaktadır.

Hassas  

V. rupestris

En dayanıklı tür (NaCl: 3 g/kg)

V.berlandieri

V.candicans

V.champini

V.longii

V.cinerea

V.cordifolia

V.vinifera

KİREÇ

Toprağın Kireç (CaCO3) durumu

  1. Topraklarda kireç genellikle kalsiyum karbonat(CaCO3) veya dolomit kireci (CaCO3+MgCO3) kireci halinde bulunur.Dolomit kirecinin yaklaşık %80 kadarı kalsiyum karbonattır ve suda erime oranı kirece oranla daha 40 kat kadar daha fazladır.Bir litre suda ortalama 10-15 mg kireç eriyebilmektedir.(çözünebilmektedir.)Topraktaki kireç yağışlar ve sulama suyunun eritme etkisi ile çözünerek kalsiyum (Ca) +2 ve karbonat
  2. (CO3)-2veya bikarbonat (HCO3)-1şeklinde iyonlara ayrılır.Bu iyonların toprak ortamında veya sulama suyunda fazla bulunması bitki beslenmesi bakımından (özellikle demir, çinko ve fosfor elverişliliği) büyük problemler meydana getirmektedir.Kireç toprakta çözünmeden kireç(CaCO3) halinde bulunduğu zaman büyük problem meydana getirmez, ancak potansiyel olarak toprak pH değerinin yükseltilebilmesi, toprakta fazla miktarda Ca ve sulama sularında fazla miktarda HCO3 bulunmasına neden olur.
  3. Bağcılıkta toprakta fazla kirecin bulunması hem asmanın gelişmesi ve hem de asmanın beslenmesi bakımından büyük problem taşımaktadır.Bu nedenle bağ tesislerinde toprağın kireç miktarına bakarak uygun anaç üzerine aşılanmış kirece dayanıklı anaçlarla bağ tesisi yapılır.Kireçli topraklarda kirece dayanıklı 41 B ,110 R ve 140 Ru gibi anaçlar kullanılmalıdır. Bu gibi durumlarda bağcılık konusunda bir uzmanın görüşünü almak yararlıdır.Uygun anaç seçilmemesi durumunda asmalarda özellikle demir kloroz, çinko ve mangan noksanlıkları sık sık ortaya çıkmaktadır.Özellikle yağışı bol olan yıllarda demir noksanlığı daha çok görülür.Toprakta kireç yok veya çok az ise pH düşüktür.Bu durumda bağın kök sistemi iyi gelişmez. Bunun için kireçleme yaparak pH düzeltilmeli ve toprağa kalsiyum sağlanmalıdır. Toprağın kireç durumuna göre fosforlu gübrenin uygulama yöntemini belirlemek gerekir.Çok kireçli topraklarda fosforlu gübrenin mutlaka bant(çizi) usulü verilmesi gerekir. Ayrıca kireçli topraklarda toprağın pH durumuna göre fosforlu gübrenin formunu belirlemek gerekir. Toprağın pH değeri yüksek ise Diamonyumfosfat formunda (-2 değerlikli fosfor iyonu), toprağın kireç durumu az ve pH düşük ise Triple süperfosfat veya mono amonyum fosfat (-1 değerlikli H2PO4fosfor iyonu) kullanılmalıdır.

TOPRAK

Asma, elverişsiz toprak koşullarına uyum yeteneği yüksek bir kültür bitkisi olmakla birlikte, bütün diğer bitkilerde olduğu gibi, beslenme ve su isteğinin eksiksiz karşılandığı iyi niteliklere sahip topraklarda gelişme, verim ve ürün kalitesi yönünden çok daha iyi performans gösterir.

Asmanın kök sisteminin ve buna bağlı olarak toprak üstü organlarının gelişmesi ve verimlilik üzerinde etkili olan toprağın, ürün kalitesi ile ilişkisi üzerinde sıkça durulmaktadır. Toprak-as-ma ilişkisi, son yıllarda Fransızca bir terim olarak bağcılık literatürüne giren “terroir” kavramı ile ifade edilmektedir. Sözlük karşılığı “toprak” olan bu terim, kimi araştırıcılara göre belirli bir yöre için toprak ekolojisini diğer bazı araştırıcılara göre ise, söz konusu ekolojide asmanın içinde bulunduğu değişmeyen ekolojik özelliklerin bütününü ifade etmektedir.

Ekolojik yapının iklim ile birlikte en önemli unsuru olan toprağın fiziksel ve kimyasal özelliklerinin asmalar üzerinde etkili olduğu bilinmektedir.


Toprakların Fiziksel Özellikleri NOT: YANDA BELİRTTİĞİM KONULAR İÇİN AYRICA BİR BÖLÜM AÇICAM "TOPRAK BİLGİSİ" DİYE. ORDA KAPSAMLI BİR HALDE ANLATICAM...
Toprak derinliği
Toprak reaksiyonu (pH)
Toprak Derinliği
Toprağin bilişimi
Toprak verimliliği (gübreleme)

 

 

 

 

 3x2 m aralıkla dikilmiş bir bağda , 2 m’lik toprak derinliğinde, bir omcaya ait köklerin toprak katmanları içindeki dağılımı (Northcote 1992: R.M.Schuster (CSIRO) tarafından çizilmiştir).