logo
bitkibes
biatkikor
esnaf
klntsz-gida
expert
bagclik
whatssapp
viber
messenger
telegram
tango
hongouts
imo
line
skype
azar
wechat
tictoc
face_sayfamz
twitter_sayfamiz
google_sayfamiz
youtube_kanalimiz
instagram_sayfamiz
swarm
sosmedbiz-takiptekal
disqus
linkedin_sayfamz
pinteres
snapchat_sayfamz
tumblr
foursquare_sayfamiz
ÜRETİM
üzüm
zeytink
redglob
kuru-üzüm
cilekk
kapuz
yaprak
zeytin_yagik
pekmezk
cilek-recelik
domates_salca
seftali
erik
koruk-suyuk
kavun
semiz_otu
marul
biber
ispanak
nane
sarap
k1
k2
k3

 

 

YETİŞTİRİCİLİK
yerfısıtıgı
acur
armut
avakado
ay_cicegi
ayva
badem
bakla
bamya
bezelye
brokoli
bugday
celtik
ceviz
enginar
fasulya
findik
gl
hashas
havuc
hiyar
incir
kabak
soya
kayisi
kereviz
kivi
layana
limon
mercimek
misir
muz
nar
nohut
pamuk
patates
patlican
pazi
pirasa
sarimsak
seker_pancari
sogan
kiraz
yenidunya

 

 

admin1
Ekleyen - Ahmet Can Durmuş
ad2

üzümlerin sınıflandırılması

    1.  Botanik Sınıflandırma
      1. Asmanın sistematikteki yeri

Asmalar Rhamnales takımına bağlıdır. Bu ta­kımın üç familyasından (Rhamnaceae, Leeaceae ve Vitaceae) yalnızca Vitaceae (Vitidaceae, Am- pelidaceae, Anıpelidae) familyasına ait bitkiler, bilinen anlamda asmaları tanımlamaktadır. Bu familyanın 12 cinsi ve yaklaşık 700 türü bulun­maktadır. Kültür asmalarının tümü Vitis cinsine aittir. Bu cinsi diğerlerinden ayıran en önemli özelliği, taç yapraklarının üstte birleşerek çiçeği bir şapka şeklinde kapatması ve tozlanma döne­minde alttan ayrılarak düşmesidir. Diğer cinsler­de, bir iki istisna dışında çiçekler doğal olarak açıktır. Vitis cinsi iki seksiyondan (alt cins) oluş­maktadır. Bunlar, kromozom sayısı 2n = 38 olan Euvitis ve 40 olan Muscadinia’dır. Euvitis, ürü­nünden yararlanılan ve anaç olarak kullanılan 50 dolayında tür ile bu türlere ait binlerce varyete ve kültür çeşidine sahiptir (Winkler ve ark. 1974, Antcliff 1992).

      1.  Asma türleri ve yayılış alanları

Euvitis alt cinsine ait türler, botanisyenler ve ampelograflar tarafından coğrafi, ekolojik ve fe- nolojik özelliklerine göre. Yakın Doğu ve Avru­pa, Kuzey Amerika ve Asya türleri olarak sınıf­landırılmıştır.
Yakın Doğu ve Avrupa Türleri
Bu yörede doğal olarak yetişen tek tür, “Eski Dünya Üzümü” ya da “Avrupa Üzümü” olarak adlandırılan Vitis vinifera L.’dir. Euvitis alt cin­sinin en önemli türü olan Vitis vinifera’nın ana­vatanı (gen merkezi), Türkiye'nin kuzeydoğu bölgesini de içine alan, Karadeniz ve Hazar De­nizi arasındaki alanlardır. Vitis vinifera’nın iki yabani alt türe sahip olduğu bilinmektedir. Bun­lar, Orta ve Güney Avrupa, Türkiye’nin batı yö­releri, Filistin ve Kuzeybatı Afrika’da rastlanan ssp. sylvestris Gmel. ile, Beserabya, Güney Rus­ya, Kafkasya, Ermenistan, Anadolu, İran ve Keş­mir’de rastlanan ssp. caucasia Vav.’dır. Yabani asmaların en belirgin özellikleri, salkımlarının küçük ve seyrek, tanelerinin ise yine küçük, ço­ğunlukla siyah renkli ve ekşi olmasıdır. Külleme ve mildiyö ile filokseranın Amerika dışında hız­la yayılmasının, Avrupa’nın birçok yöresinde, bir ölçüde hastalık ve zararlılara dayanıklı olarak bilinen sözkonusu yabani asma populasyonları- mn ortadan kalkmasına sebep olduğu kabul edil­mektedir. Bu türün kültür formunu oluşturan alt türü ise ssp. sativa D.C.’dir. Bu alt türün kültüre alınmış varyeteleri (çeşitleri), yapraklan, tanele­ri ve çekirdeklerinin şekil ve büyüklükleri yö­nünden yabani asmaların tersine, çok farklı özel­likler taşımaktadırlar. Bu çeşitler arasındaki farklılıklar hem çevre koşullarının, hem de insan eliyle gerçekleştirilen seleksiyonların eseridir. 19. yüzyılın başlarına kadar ulaşan kültür çeşitle­rinin tümü, doğada kendiliğinden doğmuş olarak kabul edilmektedir. Bu çeşitlerin kaynağı, ya to­murcuk mutasyonları, ya da doğal melezlenme- lerdir. 1824 yılında Fransa'da Louis Bouschet ile başlayan melezleme ıslahı çalışmaları giderek yaygınlaşmış ve bir yandan daha kaliteli ürün ve daha yüksek verimin kombine edildiği üstün ni­telikli çeşitlerin yamsııa, elverişsiz çevre koşul­ları (soğuk, kuraklık, toprakta kireç ve tuzluluk) ile, kimi hastalık (külleme, mildiyö, gri küf gibi) ve zararlılara (filoksera ve nematodlar) karşı dayanıklı yüzlerce yeni çeşit kazanılmıştır (Antcliff 1992).

Vitis cinsine ait asma türlerinin yaklaşık %70’inin gen merkezi Kuzey Amerika’dır. Weaver (1976)’da isimleri verilen ve özellikle ABD’nin değişik yörelerinde doğal olarak yetişen 29 tür arasında, ürününden yararlanılan­lar, başta V. labrusca olmak üzere, V. aestivalis ve V. vulpina'dır.
Amerikan asma türlerinin dünya bağcılığı­na en önemli katkısı, bu türlerin büyük bir bö­lümünün, filoksera ve kök ur nematodlarına karşı dayanıklı olmasından dolayı, kökleri bu zararlılara karşı son derece duyarlı olan Vitis vinifera L. çeşitleri için anaç olarak kullanılmalarıdır.
Filokseraya dayanıklı anaçlar olarak kabul edilen en önemli türler: V. riparia, V. rupestris, V. berlandierv, ikinci derecede önemli türler ise V. aestivalis, V. cordifolia, ve V. monticola'dır. Bunlardan V. riparia ve V. rupestris’m bazı var­yeteleri halen saf anaç olarak kullanılmakla bera­ber, dünyanın değişik yörelerinde kullanılan Amerikan asma anaçlarının büyük çoğunluğu, yukarıda belirtilen türlerin gerek kendi araların­da ve gerekse V. vinifera ile aralarındaki melez­leridir. Diğer yandan, kök ur nematodlarına kar­şı yüksek oranda dayanım göstermeleri nedeniy­le, son yıllarda anaç olarak değerleri artan Ame­rikan türleri ise V. champini, V. candicaııs ve V. longii (V. solonisf dir. Yine Muscadinia alt cin­sine ait üç tür de Kuzey Amerika kökenlidir. Bunlardan en önemlisi, kökleri filoksera ve ne- matodlara. yeşil akşamı ise mantari hastalıklara karşı son derece dayanıklı, aynı zamanda ürü­nünden de yararlanılan V. rotımdifolia'dır. An­cak bu tür, vinifera çeşitleri ile arasındaki aşı uyuşmazlığı sorunu ve çelikle çoğaltılmasının
son derece güç olması nedeniyle, anaç olarak kullanılamamaktadır.

V. amurensis’tir. Ürün olarak fazla önemi olma­yan bu tür, soğuklara karşı son derece dayanıklı olduğundan, özellikle son yıllarda soğuğa daya­nıklılık ıslahı çalışmalarında gen kaynağı olarak sıkça kullanılmaktadır.

EDİTÖR olarak konuyu özetleyecek olursam eğer

Asmanın sistematikteki yeri şöyledir;

 

TAKIM: Rhamnales

FAMİLYA :Vitacea (Ampelidaceae)

CİNS: Vitis

ALTCİNS: 1 .Euvitis 2.Muscadinia

TÜR: Vitis vinifera

ALTTÜR: 1. V. vinifera ssp. sylvestris
2-V. vinifera ssp. sativa

VARYETE (ÇEŞİT):
Vitis uinifera varyete Çavuş
Vitis virüfera varyete Sultani
Vitis vinifera varyete Cardinal
Vitis vinifera varyete Ata sarısı


 

 

 

  1. Sınıflandırma
  1. üzümler

Bunlar, taze olarak tüketilmek üzere yetiştiri­len üzüm çeşitleridir. Sofralık üzümlerin hem yeme kalitesi yüksek, hem de görünüşleri çekici olmalıdır. Bu üzümler aynı zamanda uzun süreli nakil ve muhafazaya uygun özellikler taşımalı­dırlar.
Sofralık üzümler, tüketim şeklinin gereği olarak, iri, kalın kabuklu ve sert etli tanelere sa­hiptir. Aynı zamanda tanelerin sapa ve salkıma bağlantılarının güçlü, tane iriliğinin ve renginin de bir örnek olması gerekir. Ayrıca, salkım üzerindeki taneler çok sık veya çok seyrek olmamalıdır. Sapından tutulan bir salkımda, tanelerin salkım iskeletini tam olarak kapatması ideal bir sıklıktır. Yine sofralık üzümlerde çok küçük ve­ya çok iri salkımlar da arzu edilmez. Tane iriliğinden dolayı genellikle iri salkım oluşturan sofralık çeşitlerde, salkım formuna uygun bir seyreltme ile salkım büyüklüğünü kontrol ve stan­dardize etmek mümkündür. Diğer yandan, sofralık üzümlerin fiziksel durumlarının da iyi olması, yani salkımlar üzerinde yaralı, bereli, ezik, çatlak ve çürük taneler ile toz, kir, böcek ve hastalık zararı bulunmaması gereklidir. Özellikle hasat ve ambalaj sırasında taneler üzerindeki mumsu pus tabakasının silinmemesine özen gös­terilmelidir.
Son yıllarda, çekirdeksiz çeşitlerin sofralık tüketimde giderek daha fazla tercih edildiği gözlenmektedir. Doğal olarak küçük taneli olan bu çeşitlerde, tane iriliğini artırmak amacıyla, tane bağlama devresinde 10-50 ppm Gibberellik Asit (GA3) uygulaması (Çelik 1978, Singh ve ark.

  1.  Byun ve Kim 1995, Colapietra ve ark.
  2.  Fallahi ve ark. 1995) ve bilezik alma (Peruzzo 1994) yapılmaktadır. Son yıllarda genellikle bu iki uygulama kombine edilmektedir.

Herhangi bir ekolojide yetiştirilebilecek sofralık üzüm çeşitlerini, esas olarak iklim ve pazara uzaklık belirler. Ülkemizde sofralık olarak daha çok yöresel, ince kabuklu ve sulu çeşitler (Hatunparmağı, Parmak, Yapıncak, Narince, Gülüzümü, Hasandede, Dimrit gibi) tercih edilmektedir. Bu yüzden, önemli bölümü aynı zamanda şaraplık ve şıralık olarak değerlendirilen söz konusu çeşitler, ancak üretim merkezlerine yakın pazarlara sofralık olarak gönderilebilmek- tedir. Buna karşılık, yola dayanıklı ve muhafazaya uygun sofralık çeşitlerin (Hafızali, Razakı, Müşküle, Alphonse Lavallee, Cardinal, Italia, İskenderiye Misketi, Sultani ve Yuvarlak Çekirdeksiz, Perlette gibi) yetiştiriciliği giderek yaygınlaşmaktadır

2-Kurutmalık üzümler (ayrıntılı bilgi için tıklayınız)

Bunlar, ürünleri doğal ya da kontrollü koşullarda kurutulduğunda, belirli standartlara uygun kalitede kuru üzüm veren çeşitlerdir. Bir üzüm çeşidinin iyi bir kurutmalık olarak nitelendirile bilmesi için, elde edilen kuru üzümün yumuşak dokulu, belirgin ve hoşa giden bir tada sahip ve depolama sırasında nemlenmeye az meyilli olması gerekir.

Kuru üzümün yumuşak bir yapıya sahip olması, kaliteyi belirleyen en önemli özelliktir, Bu özellik taze üzümün şeker oranı, kurut­ma tekniği ve kuru üzümün su kapsamına bağlı olduğu gibi, en önemlisi bir çeşit özelliğidir. Kuru üzümlerde, kalite kaybına uğramadan uzun süreli bir muhafaza için, kuru üzümlerin nem oranı en fazla % 17 dolayında olmalıdır. Nem oranı bu değere ne kadar yaklaşırsa, yapı o kadar yumuşak olmaktadır. Yine, hasat sırasındaki kuru maddenin yüksek oluşu ile daha yumuşak kuru üzüm elde edilmesi arasında olumlu ilişki var­dır (Winkler ve ark. 1974).
Dünyada kuru üzüm denildiğinde, özellikle ticari potansiyelinin çok yüksek olması nedeniy­le, çekirdeksiz kuru üzüm anlaşılmaktadır. Dün­ya çekirdeksiz kuru üzüm pazarlarında başlıca iki tip ürün işlem görmektedir. Bunlar, yaş üzümün hiçbir kimyasal uygulamaya tabi tutulmadan kurutulması sonucu elde edilen ve koyu gri- siyah veya gri-kahverengi, sert kabuklu, kuru ve yüzeyi yağsız bir yapıda olan “Naturel kuru üzüm” ile, ürünün hasattan sonra değişik eriyiklere bandırılarak kurutulması ile elde edilen açık renkli, yumuşak dokulu, yüzeyi yağlı olan “Bandırılmış kuru üzüm” dür. Naturel üzüm yalnızca çerezlik olarak kullanılmaktadır. Buna karşılık bandırılmış çekirdeksiz kuru üzümlerin, özellikle iri (standart) ve küçük (ince) taneli olanları, daha yüksek ticari değer taşımaktadır. İri taneli olanlar çerezlik olarak, küçük taneli olanlar ise. kek ve pasta sanayiinde tercih edilmektedir.
Dünyanın en büyük çekirdeksiz kuru üzüm üreticisi olan ABD’de, üretimin yakla­şık % 90’ını naturel üzüm oluştururken, diğer büyük üreticiler Türkiye, Yunanistan. Avustral­ya, İran ve Afganistan’da ise. tümüyle bandırılmış kuru üzüm üretilmektedir.
Ülkemiz bağcılığının ulusal ekonomiye sağ­ladığı katkıda çok önemli bir payı olan ve tü­müyle Ege Bölgesinde yetiştirilen çekirdeksiz kurutmalık üzümler, % 22-23 kuru madde de­ğerinde hasat edildikten ve %5-6 potasyum kar­bonat (K2CO3) ve % 0.5-1.0 zeytinyağı karıştı­rılarak hazırlanan “Potasa” eriyiğine bandırıldıktan sonra, kağıt, beton veya tel raflardan oluşan sergilerde, tanedeki su oranı % 10-13’e inene kadar doğal koşullarda kurutulur. Kuru­tulan üzümler, TS 341 l'e göre renk, irilik ve temizlik yönünden 7-11 arasında tip numarası verilerek, kalite sınıflamasına tabi tutulur (Ano­nim 1984).
Dünyada ticari anlamda çekirdeksiz kuru üzüm üretiminde kullanılan en önemli çeşit bir Türk çeşidi olan Sultani Çekirdeksiz’dir. Bu çeşit ABD’de Thompson Seedless, Avustralya ve Güney Afrika’da Sultana, Yakın Doğu’da Sulta- nina, Orta Asya’da Ak Kişmiş olarak adlandırılmaktadır. Ülkemizde ise, yine dünyaca tanınmış diğer bir yerli çeşidimiz olan Yuvarlak Çekir­deksiz (Round Seedless) büyük bir farkla ilk sıradadır (Anonim 1997).
Çekirdekli kuru üzüm üretimi amacıyla dünyada en yaygın olarak yetiştirilen çeşit ise Muscat of Alexandria (İskenderiye Misketi)’dır. Ülkemizde çekirdekli kuru üzüm üretimi ayrı bir önem taşımaktadır. Bu ürün önemli bir çerezlik tüketim potansiyeline sahip olmakla birlikte, üretimin büyük bölümü rakı hammaddesi olarak değerlendirilmektedir. Çekirdekli kuru üzüm üretiminde kullanılan en önemli üzüm çeşitlerimiz Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yaygın olarak yetiştirilen Besni, Dımışkı ve Rumi’dir. Bunların yanısıra Razakı, Dimrit ve Çal Karası da çnemli ölçüde kurutmalık olarak değerlendirilen üzüm çeşitlerimizdir. Bu üzüm çeşitlerimiz hem naturel (Şekil 2.2 a), hem de bandırılarak, genellikle temizlenerek düzlenmiş ve kağıtla kaplanmış toprak sergilerde (Şekil 2.2 b) kuru tulmaktadır.

3-Şaraplık ve şıralık üzümle (ayrıntılı bilgi için tıklayınız)

Şaraplık ve şıralık üzümlerin tipik özellikleri, daha küçük tanelere ve salkımlara sahip, ince ka­buklu ve bol şıralı olmalarıdır. Şarap kalitesi açı­sından. bu çeşitlerde şıranın bazı aromatik mad- delerce zengin, aynı zamanda asit kapsamının da yüksek olması arzu edilir. Şıranın bileşimi ile il­gili özellikler çeşitlere özgü olmakla beraber, ik­lim ve toprak koşullarının yanısıra, sulama ve gübreleme gibi bakım koşulları ile de yakından ilgilidir.
Dünyada üretilen üzümlerin büyük bölümü şaraba işlenmektedir. Özellikle Avrupa başta ol­mak üzere, Kuzey ve Güney Afrika ile Güney Amerika’nın bağcılık yapılan ülkelerinde elde edilen ürünün tamamına, Avustralya’da % 40’ına, ABD'de ise % 30’una yakını bu amaçla kullanılmaktadır (Winkler ve ark. 1974). Şarap­ları, sofra şarapları ve çerezlik şaraplar olarak iki ana grup halinde sınıflandırmak mümkündür. Sofra şarapları, alkol kapsamları %14’ün altında olan şaraplardır. Bunlar aynı zamanda, “hafif’ veya “naturel" şaraplar olarak da adlandırılırlar. Bu şaraplar, ya çok az miktarda fermente olma­mış şeker içerirler, ya da hiç içermezler. Bu yüz­den sofra şaraplarına “kuru” veya “sek (dry)” şaraplar denilir. Yüksek sayılabilecek oranda şeker ve orta ile yüksek düzeyde asit içeren üzümler, sofra şarabı yapıntı için çok uygundur. Şampan­ya da bir sofra şarabıdır.
Çerezlik şaraplar ise % I4’ün üzerinde alkol içerirler. Bu şarapların alkol oranı genellikle % 17-20 arasındadır. Bunlardan bazıları (Sherry gi­bi) aperatif veya iştah açıcı şaraplardır. Çerezlik şaraplardan bazıları kunt şarap özelliğinde olma­sına karşın, bunların ortak özellikleri .önemli oranda fermente olmamış üzüm şekeri içermele­ridir Bu şaraplar, yüksek oranda şeker ve düşük oranda asit içeren üzümlerden yapılırlar.
Özellikle Avrupa ülkelerinde, üstün kaliteli şaraplık üzüm çeşitleri elde edilmesine yönelik ıslah çalışmalarından, son yıllarda çok başarılı sonuçlar alınmaktadır. Kendilerine özgü gele­neksel kalite özellikleri ile dünyanın en tanınmış şaraplık üzüm çeşitleri Riesling, Chardonnay ve Muscat blanc (beyaz şaraplık) ile Cabernet Sauvignon ve Pinot noir (kırmızı şaraplıkVdır.
Yerli çeşitlerimizden kaliteli şarap üretimine uygun olanlar arasında, Kalecik karası. Öküzgö- zii. Boğazkere, Ada karası (kırmızı şaraplık) ile Narince, Emir ve Sungurlu (beyaz şaraplık) en tanınmış olanlarıdır.
Dünyanın çeşitli yörelerinde yetiştirilen bazı üzüm çeşitleri tatlı üzüm suyu üretiminde kulla­nılmaktadır. Aslında vinifera çeşitlerinin büyük çoğunluğu, bilinen yöntemlerle pastörize edildik­lerinde. kendilerine özgü aroma ve kokularım yi­tirmekte. hatta hoşa gitmeyen bir pişmiş üzüm tadı kazanmaktadırlar. Ancak kuvvetli bir tada sahip olan Amerikan çeşitlen (özellikle Concord). pastörizasyon işleminden daha az etkilenmekte ve bu çeşit ABD'de büyük ölçüde tatlı üzüm su­yu ve marmelat yapımında kullanılmaktadır.
Avrupa'da, şıranın önce kükürtlenmesi, daha sonra nispeten düşük sıcaklıkta ve vakum altında özel aletlerle kükürtten arındırılması yöntemi kullanılarak, Aramon. Carignane, Riesling ve Chasselas dore gibi çeşitlerden tatlı üzüm suyu üretimi yapılmaktadır. Ülkemizde de zaman zaman gerçekleştirilen tatlı üzüm suyu üretimi, yukarıda sözü edilen sorunlar ve tüketim alışkan­lıklarının farklı olması nedeniyle, önemli bir gelişme sağlayamamıştır. Buna karşılık, ülkemizin özellikle başta Güneydoğu olmak üzere, Ortado­ğu ve Ortagüney tarım bölgelerinde yetiştirilen şıralık çeşitler (Kabarcık, Dökülgen. Dimrit gibi), büyük oranda pekmez, sucuk, bastık, samsa, pestil ve köfter gibi geleneksel ürünlerin yapımında değerlendirilmektedir.