logo
bitkibes
biatkikor
esnaf
klntsz-gida
expert
bagclik
whatssapp
viber
messenger
telegram
tango
hongouts
imo
line
skype
azar
wechat
tictoc
face_sayfamz
twitter_sayfamiz
google_sayfamiz
youtube_kanalimiz
instagram_sayfamiz
swarm
sosmedbiz-takiptekal
disqus
linkedin_sayfamz
pinteres
snapchat_sayfamz
tumblr
foursquare_sayfamiz
ÜRETİM
üzüm
zeytink
redglob
kuru-üzüm
cilekk
kapuz
yaprak
zeytin_yagik
pekmezk
cilek-recelik
domates_salca
seftali
erik
koruk-suyuk
kavun
semiz_otu
marul
biber
ispanak
nane
sarap
k1
k2
k3

 

 

YETİŞTİRİCİLİK
yerfısıtıgı
acur
armut
avakado
ay_cicegi
ayva
badem
bakla
bamya
bezelye
brokoli
bugday
celtik
ceviz
enginar
fasulya
findik
gl
hashas
havuc
hiyar
incir
kabak
soya
kayisi
kereviz
kivi
layana
limon
mercimek
misir
muz
nar
nohut
pamuk
patates
patlican
pazi
pirasa
sarimsak
seker_pancari
sogan
kiraz
yenidunya

 

 

admin1
Ekleyen - Ahmet Can Durmuş
ad2

BAĞCILIK İŞLETMELERİNİN EKONOMİK YAPISI

Manisa ili ve çevresi özellikle Alaşehir ilçesinde çok geniş bağ alanlarında yuvarlak çekirdeksiz üzüm(Vitis vinifera L.)çeşidi yetiştirilmektedir. Bu nedenle bu çalışma, Alaşehir yöresini temsil eden 65 adet bağ işletmelerinde yürütülmüştür. Çalışmada, elde edilen verilerin ışığında; bağ işletmelerinin genel yapısal özellikleri(büyüklüğü, bağ tesisi) ile budama, hastalık ve Zararlılarla mücadele, sulama, gübreleme, hasat ve ürünlerin değerlendirme şekli gibi kültürel işlemlerin ne ölçüde uygulandığının belirlenmesi amaçlanmıştır. Veriler, bağ işletmelerinden anketleme yöntemi ile ve yöreyi temsil eden 7 mevkiden(Alaşehir merkez, Şahyar, Yeşilyurt, Piyadeler, Tepeköy, Killik ve Delemenler)toplanmıştır.
Anket çalışmasının sonuçlarına göre; yörede bağcılıkla uğraşan üreticilerin eğitim düzeyinin düşük olduğu (%4.60 eğitimsiz, %70.77 ilkokul, %10.78 ortaokul, %13.85 lise mezunu), bağ alanlarının %52.31’nin 20 da’ın altında olduğu ve bağların %100’ünün yüksek sistem bağ olarak tesis edildiği saptanmıştır. Üreticinin gübrelemede toprak analizine gereken önemi vermediği ve tamamının her yıl mutlaka kimyasal gübre kullandığı belirlenmiştir. Organik gübre kullanım oranının (%33.85) düşük olmasına karşın yaprak gübresi kullanım oranı (%84.62) yüksektir. %55’i kompoze gübreleri, %45’i ise tek besin içeren kimyasal gübreleri kullanmayı tercih etmişlerdir. Yöre üreticilerinin %15.40’ı bir vejetasyon döneminde 0-5 kez, %75.40’ı 6-10 kez,%9.20’si 11 kez ve üzeri ilaçlama yaptıkları ve %95.39’nun da hormon kullandığı belirlenmiştir.

GİRİŞ

Dünyanın bağcılık için en elverişli kuşağı üzerinde yer alan ülkemiz, asmanın gen merkezlerinin kesiştiği ve ilk kez kültüre alındığı coğrafyanın merkezindeki konumundan dolayı, çok eski ve köklü bir bağcılık kültürü ile zengin bir asma gen potansiyeline sahiptir(Çelik, 1998). Ülkemiz, 3.500.000 ton civarında gerçekleşen yaş üzüm üretimi ile dünya üretiminin %6.2’sini oluşturmaktadır. Üretimimizin %40’ı kurutmalık, %35 sofralık %23’ü pekmez, sucuk, pestil gibi diğer ürünlerin üretiminde ve %2’lik kısmı da şarap ve şıra sanayinde kullanılmaktadır (Çoban ve ark. , 2001). Çekirdeksiz kuru üzüm üretiminin büyük bir kısmı Ege bölgesinden karşılanmakta olup, yıllık 250 bin ton üretim ile ihracatın büyük bir bölümünü(%80) oluşturmaktadır.Ege bölgesinde Manisa iline bağlı önemli bir bağcılık merkezi olan Alaşehir ilçesi çekirdeksiz kuru üzüm üretiminin %25’ini karşılamaktadır (Anonim 2004). Ege Bölgesi(özellikle Manisa ve çevresi) diğer bölgelerle karşılaştırıldığında, toplam alanın %27.99’nu, üretimin %45.35’ini oluşturarak birinci sırada yer almaktadır. Ayrıca bölgede mevcut bağların %90’nını Yuvarlak Çekirdeksiz üzüm çeşidine(Vitis Vinifera L. ) ait bağlar oluşturmaktadır (Yağmur ve ark, 2005). Elde edilen istatiksel verilere göre; Alaşehir’de 20.900 hektarlık alanda bağcılık yapılmakta olup, buna karşılık 283.000 ton yaş üzüm üretilmektedir (Anonim, 2007). Bağcılık, yoğun işgücü girdisi ve tüm üretim mevsimi boyunca uğraş gerektiren bir üretim şeklidir. Bunun başlıca nedeni bağların tek yıllık tarımsal ürün olmayıp uzun yıllar üretim yapılabilmesidir. Günümüzde bağcılık yapılan birçok ülkelerde geliştirilen mekanizasyon teknikleri(tarım alet, makineleri ve traktörlerin optimum kullanılması gibi) ve birçok kültürel işlemler hemen uygulamaya sokulmaktadır. Ancak ülkemizde kullanılan tekniklerden yeteri kadar yararlanılamamaktadır. Genellikle bağcılık eskiye dayalı olup mevcut bağların önemli bir kısmında geleneksel yetiştiricilik yöntemleri uygulanmaktadır. Birçok üretici halen insan gücünü kullanmaktadır. Sonuçta, bu da bağ alanlarında verim azalmasına neden olmaktadır. Bağda üretimin ve kalitenin artırılması ise; yüksek verimli çubuk çeşidinin bulunması, bağ tesis şekli, toprak işleme, budama, gübreleme, sulama, hastalıklarla, zararlılarla mücadele ve hasat gibi kültürel işlemlerin optimum bir şekilde yapılmasına bağlıdır. Bütün bunlar bağcılıkta kaliteli bir üretimde artış sağlayacak ve bağcılığın gelişmesine katkıda bulunacaktır. Oysa ki Alaşehir yöresi bağlarında üreticilerin bazı kültürel işlemleri ne kadar sıklıkla ve nasıl uyguladıkları hususunda bugüne kadar yapılmış pek fazla çalışmaya rastlanılmamıştır. Bu nedenle, gerek bağ alanlarının genişliği gerekse özellikle kuru üzüm üretimi göz önüne alındığında, sunulan çalışmada; Alaşehir yöresindeki bağ işletmelerinin genel yapısal özellikleri(büyüklükleri, bağ tesisi) budama, hastalık ve zararlılarla mücadele, sulama, gübreleme(kimyasal ve ahır gübr.), hasat ve ürünün değerlendirme şekli gibi kültürel uygulamaların ne ölçüde uygulandığının belirlenmesi amaçlanmıştır.

MATERYAL VE YÖNTEM

 Araştırma, Ege bölgesinde bağcılığın yoğun olarak gerçekleştirildiği Manisa’nın Alaşehir ilçesinde, diğer üzüm çeşitlerinin daha az Yuvarlak çekirdeksiz(Vitis Vinifera L.)üzüm çeşidinin üretiminin daha fazla yapıldığı bağlarda yürütülmüştür. Çalışmada, kullanılan verilerin önemli bir kısmı; yöreyi temsil eden Alaşehir Yöresinde bağ işletmelerinden anket yöntemi ile toplanmıştır. Araştırmalar; Alaşehir Merkez, Şahyar, Yeşilyurt, Piyadeler, Tepeköy, Killik ve Delemenler mevkilerinde yapılmıştır. Anket verileri 2006-2007 üretim dönemini kapsamaktadır. 65 adet anketin uygulandığı bağ işletmeleri tesadüfi örnekleme yöntemine göre seçilmiştir(Esin,1975). Anket verileri, bağ sahipleri ile yüz yüze görüşme yapılarak oluşturulmuştur. Anketlerden toplanan orijinal nitelikli verilerin değerlendirilmesinde aritmetik ortalamalar ve yüzde hesaplara yer verilmiştir(Çoban ve ark.2001;Durgut ve Arın;2005). Yapılan anket çalışması sonucunda elde edilen bilgiler ADA anket değerlendirme analiz programı ile analiz edilmiştir( Gül, 1993 ).

BULGULAR VE TARTIŞMA

Tüm yöreyi temsil edecek şekilde yapılan anket çalışmasının sonuçlarına göre; yörede bağcılıkla uğraşan üreticilerin %4.60’ı eğitimsiz, %70.77’nin ilkokul, %10.78’nin ortaokul ve %13.85’nin de lise mezunu olduğu tespit edilmiştir. Bu sonuçlar, bölge üreticisinin büyük bir kısmının eğitim düzeyinin düşük olduğunu göstermektedir. Bu koşulda, yenilikler ve gelişen tarım teknolojilerinin bölgeye adaptasyonunda güçlükler yaşanacağı ve uzun zaman alacağı söylenebilir. Bağ işletmelerinin büyüklükleri incelendiğinde, bağ işletmelerinin %26.16’nin 0-10 da, %26.15’nin 10-20 da ve %47.69’ununda 20 da.’ın üzerinde büyüklüğe sahip olduğu saptanmıştır. Alaşehir bölgesinde yapılan bir çalışmada işletme başına bağ alanının 21.40 da olduğu belirtilmiştir(Çoban ve ark., 2001). Bu sonuç elde edilen bulgularla uyum göstermektedir. Yörede çok büyük bağ işletmelerine rastlanmaması miras yoluyla bağ alanlarının her geçen gün parçalandığını göstermektedir. Bölgede bağcılık genellikle küçük aile işletmeciliği şeklinde yapılmaktadır. Trakya bölgesi bağ alanlarında yapılan benzer bir çalışmada bağ işletmelerinin %93’ünün 20 da ve altında bağ alanına sahip olduğu saptanmıştır(Durgut ve Arın, 2005). Bu sonuç ülkenin her bölgesinde aynı sorunun olduğunu göstermektedir. Alaşehir bölgesi bağlarının %100’ünün yüksek sistem bağ olarak tesis edildiği saptanmıştır. 1986 yılında yapılan çalışmada bu rakam %90’ın üzerinde tespit edilmiştir(Özerin, 1986). Aynı bölgede yapılan diğer bir çalışmada da benzer sonuç elde edilmiştir (Çoban ve ark. 2001). Yüksek sistem bağ tesisinden daha fazla ürün elde edilmesi ve bu sistemin tarımsal mekanizasyona daha elverişli olması bu gelişmede en büyük paya sahip olduğunu düşündürmektedir. Bağcılıkta budama; yüksek ve kaliteli ürün elde etmede en önemli kültürel işlemlerden birisidir. Budamada bir asmada bırakılacak bayrak ve göz sayısı önemlidir. Araştırma yöresinde, bu konudaki üretici uygulamaları şu şekilde saptanmıştır. Budamada 4-8 bayrak bırakanların oranı %76.92 , 8’ in üzerinde bayrak bırakanların oranı ise %23.08 dir. Budamada bayrak üzerinde bırakılan göz sayısı incelendiğinde, üreticilerin %4.62’si 4-8 göz, %95.38’i ise 8’in üzerinde göz bıraktıkları görülmüştür. Aynı yörede yapılan diğer bir çalışmada, 4-6 bayrak bırakanların çoğunlukta olduğu ve bayrak üzerinde bırakılan göz sayısının genelde 9-11 arasında olduğu saptanmıştır(Çoban ve ark.,2001). Budama zamanı incelendiğinde, üreticilerin %18.46’sının kasım–aralık, %35.39’u aralık-ocak, %41.54’ünün ocak- şubat ve %4.61’inde mart aylarında budama yaptığı saptanmıştır. Başka bir çalışmada da üreticilerin %43.30’unun aralık-ocak ayında budama yaptığı belirtilmektedir(Çoban ve ark.,2001). Budama zamanı konusunda bu iki çalışma paralellik göstermektedir. Tarımsal üretimde en önemli kültürel işlemlerden birisi de gübrelemedir. Gübrelemenin yetersiz yapılması verimi ve kaliteyi olumsuz etkilemektedir. Gereğinden fazla ve dengesiz uygulama ise, verimi ve kaliteyi olumsuz etkilemekle birlikte ekonomik zarara neden olmakta ve çevre kirlenmesine de yol açmaktadır. Dengeli gübreleme yapılmasının birinci şartı gübrelemenin toprakta bulunan alınabilir bitki besin maddesi miktarına göre yapılmasıdır. Çalışmada bölge bağcısının %80’nin toprak analizi yaptırmadan, %20’sinin de toprak analizi sonuçlarına göre gübreleme yaptığı tespit edilmiştir. Toprak analizi yaptıranların %54’ü her yıl, %46’sı ise 3 yılda analiz yaptırmaktadır. Çoban ve ark., (2001 ) aynı yörede toprak analizi yaptırma oranını %60.4 olarak saptamışlardır. Ege bölgesinde bu oran %25 civarında belirlenmiştir(Işın ve Özerin, 1997). Sonuçlardaki farklılıklar ele alınan yöre farklılığından kaynaklanıyor olabilir ancak, yöre üreticisinin toprak analizine gereken önemi vermediği yadsınamaz bir gerçektir. Çalışmada yörede uygulanan gübrelerin çeşitleri, miktarları ve uygulama zamanları konusunda da inceleme yapılmıştır. Üreticilerin tamamı her yıl kimyasal gübre mutlaka kullanmaktadır. %33.85’i aynı zamanda ahır gübresi de kullanmaktadır. Yeşil gübreleme oranı ise %29.23 tür. Yaprak gübresi kullanımı oranı %84.62’dir. Kimyasal gübrelerin üreticilerce kullanım oranları ve ortalama kullanım miktarları Çizelge-1’de verilmiştir. Çizelgeden de görüldüğü gibi, amonyum sülfat en fazla oranda tercih edilip kullanılan gübredir. Amonyum sülfatı amonyum nitrat gübresi izlemektedir. Üre uygulama oranı da %29 olup, TSP(triple süper fosfat) kullanım oranına yakındır. Uygulama miktarları incelendiğinde ise, TSP’ nin, üre ve amonyum nitratın toprak analizine göre istenilen miktarlardan daha fazla olduğu söylenebilir. Çizelge 1. Alaşehir Yöresinde Farklı Kimyasal Gübrelerin Üreticiler Tarafından Kullanılma Oranları ve Kullanma Miktarları

Kavaklıdere bağ alanlarında yapılan çalışmada yöredeki bağ alanlarının %48’inde azot, %24’ünde fosfor ve %52 potasyum yetersizliği olduğu belirtilmektedir(Yener ve ark., 2002). Alaşehir bölgesindeki bağların beslenme durumunun yaprak analizleriyle incelendiği diğer bir çalışmada ise, bağ alanlarının %24’ünde hafif azot ve fosfor, %71’inde ise potasyum eksikliği olduğu belirlenmiştir.(Kovancı ve Atalay, 1977). Başka bir çalışmada, Ege bölgesi bağlarının beslenme durumu toprak ve bitki analizleriyle incelenmiş ve bağların %57’nin azot, %73’nün fosfor ve %55’inin potasyuma ihtiyaç gösterdiği saptanmıştır(Kovancı ve ark., 1984). Çalışmada yörede kullanılan gübreler ve miktarları değerlendirildiğinde, dengeli gübreleme yapmak için mutlaka toprak analizi yaptırılması gerektiği ve gübrelemenin buna göre gerçekleştirilmesinin daha yararlı sonuçlar ortaya çıkarabileceği söylenebilir. Gübrelerin uygulama zamanı ise, üreticilerin %9.27’si şubat, %41.58’i mart, %6.15’i nisan ayında azotlu gübreleri serpme olarak uygulamaktadırlar. %43.0’ü de ocak şubat aylarında kompoze gübrelerle birlikte banda uygulama yapmaktadırlar. Azotlu gübre vejetasyon periyodu boyunca genelde iki seferde uygulanmaktadır. İkinci uygulama amonyum nitrat formunda ve haziran temmuz aylarında serpme olarak gerçekleştirilmektedir. Fosforlu gübrelerin uygulama zamanı ve şekli konusunda elde edilen verilere göre; üreticilerin %15,38’i ocak ayında, %37,93’ü şubat ayında ve %46,69’u da kompoze gübrelerle ocak şubat aylarında 25-35 cm toprak derinliğine banda uygulama yaptığı belirlenmiştir. Potasyumlu gübrelemede ise üreticilerin %15,38’i ocak ayında, %40’ı şubatta ve %44,62’side kompoze gübreleme ile birlikte ocak şubat aylarında yine 25-35 cm banda uygulama yaptıkları görülmüştür. Bağlarda azotlu gübrelerin erken ilkbaharda serpme, fosforlu ve potasyumlu gübrelerin geç sonbaharda omcaların 50 cm uzağında ve 20-40 cm derinlikte açılan çiziğe uygulanması önerilmektedir(Kacar ve Katkat, 2007). Çalışma sonuçlarına göre bölge üreticilerinin büyük bir kısmının gübreleri uygun zaman ve şekilde kullandıkları söylenebilir. Yalnız kompoze, fosforlu ve potasyumlu gübrelerin kullanımında biraz geç kaldıkları düşünülmektedir.

Ahır gübresi kullanan üreticilerin; %50’si bağla uyanmadan önce ilkbaharda ve %50’si de hasattan sonra sonbaharda uygulama yapmaktadırlar. Uygulama şekli ise tüm toprak yüzeyine homojen olarak dağıtmak ve pullukla toprak altına getirmek şeklindedir. Uygulama miktarı ise genelde dekara bir traktör römorku hesabı şeklindedir. Bağlarda toprağın organik madde durumuna göre 2-3 yılda bir kez, 10-20 ton/ha ahır gübresinin serilerek uygulanması ve zaman geçirilmeden toprakla karıştırılması önerilmektedir(Kacar ve Katkat, 2007). Sonuçta, Alaşehir yöresinde üreticilerin organik madde uygulamalarını tekniğe uygun olarak yaptığı görülmektedir. Bağcılıkta sulama yağışın meydana gelmediği aylarda mutlaka yapılması gereken önemli bir kültürel uygulamadır. Bölge üreticisinin tamamı sulama yapmaktadır. Üreticilerin %74.0’ü yılda 0-3 kez ve %36’sı ise 4-6 kez sulama yaptıklarını belirtmişlerdir. Üreticilerin %31’i baraj suyundan, %40’ı yeraltı suyundan, %29’u ise dere ve yeraltı suyundan yararlanılarak sulama yaptıklarını ifade etmişlerdir. Başka bir çalışmada, Alaşehir’de 3-5 kez sulama yapanların oranı %71.3 olarak bildirilmiştir(Çoban ve ark., 2001). Görüldüğü gibi iki çalışma sonuçları paralellik göstermektedir. Alaşehir bölgesindeki bağlarda hastalık ve zararlılarla mücadele, üreticilerin en fazla üzerinde durduğu kültürel uygulamalardan birisidir. Bu konuda kimyasal mücadele en fazla uygulanan yöntemdir. Hastalık ve zararlılarla kimyasal mücadelenin uygun zaman ve dozda yapılmaması, hastalık ve zararlıların önlenememesi sonucunu yarattığı gibi, aynı zamanda üzümün pestisitlerle kirlenmesi sorununu da yaratmaktadır. Yöre üreticilerinin zirai ilaçlama sayıları bu konuda yol gösterici olabilir. Yöre üreticilerinin %15.40’ı bir vejetasyon döneminde 0-5 kez , % 75.40’ı 6-10 kez, %9.20’si ise 11 ve üzeri ilaçlama yaptıklarını belirtmişlerdir. Hormon kullanım oranı ise %95.39’dur. Yöredeki diğer çalışmada da üreticilerin yarısının yılda 8-10 kez ilaçlama yaptığı tespit edilmiştir(Çoban ve ark., 2001). Her iki çalışma sonuçlarına göre yörede fazla ilaçlama yapıldığı ve fazla hormon kullanıldığı söylenebilir. Çalışmada hasat işlemi ile ilgili uygulamalar da incelenmiştir. Hasat zamanının belirlenmesinde üreticilerin %7.62’i renk, %18.49’u tad, %69.26’ı renk+tad ve %4.63’de ölçme yöntemi kullandıklarını bildirmişlerdir. Üreticilerin %12.80’i 15 ağustostan önce, %45.40’ı 15-30 ağustos arası, %40.00’ı 1-15 eylül arası ve %1.80’i 15 eylülden sonra hasat işlemini gerçekleştirdiklerini belirtmişlerdir. Üreticilerin %48.33’ü kurutmada beton sergi, %38.34’ü kanaviçe, %10.00’u beton sergi ve kanaviçe, %3.33’ü ise tel sergiyi kullanmaktadır. Bu sonuçlara göre; üreticilerin genelde hasat zamanı belirlemede üzümün renk ve tadına baktıkları, hasat işlemini 15 eylüle kadar bitirdikleri kurutma işlemini beton sergi ve kanaviçede gerçekleştirdikleri söylenebilir. Ürününün değerlendirme şekline gelince, üreticilerin %51.56’sı kurutmalık, %35.94’ü kurutmalık+sofralık ve %12.50’i ise sofralık olarak yetiştiricilik yapmaktadır. Aynı yöredeki başka bir çalışmada ise üreticilerin %51.50’sinin ürününü kurutmalık olarak değerlendirdiğini saptamışlardır (Çoban ve ark., 2001). Verim miktarları ise; 0-500 kg/da kuru üzüm elde edenlerin oranı %63.93, 500-750 kg/da ürün elde edilme oranı %29.51 ve 750 kg/da dan fazla ürün elde edenlerin oranı ise %6.56’dır. Bu oranlara göre yörede elde edilen ürün miktarların orta seviyede olduğu ve yükseltilmesi gerektiği düşünülmektedir.

4. SONUÇ VE ÖNERİLER

Ahır gübresi kullanan üreticilerin; %50’si bağla uyanmadan önce ilkbaharda ve %50’si de hasattan sonra sonbaharda uygulama yapmaktadırlar. Uygulama şekli ise tüm toprak yüzeyine homojen olarak dağıtmak ve pullukla toprak altına getirmek şeklindedir. Uygulama miktarı ise genelde dekara bir traktör römorku hesabı şeklindedir. Bağlarda toprağın organik madde durumuna göre 2-3 yılda bir kez, 10-20 ton/ha ahır gübresinin serilerek uygulanması ve zaman geçirilmeden toprakla karıştırılması önerilmektedir(Kacar ve Katkat, 2007). Sonuçta, Alaşehir yöresinde üreticilerin organik madde uygulamalarını tekniğe uygun olarak yaptığı görülmektedir. Bağcılıkta sulama yağışın meydana gelmediği aylarda mutlaka yapılması gereken önemli bir kültürel uygulamadır. Bölge üreticisinin tamamı sulama yapmaktadır. Üreticilerin %74.0’ü yılda 0-3 kez ve %36’sı ise 4-6 kez sulama yaptıklarını belirtmişlerdir. Üreticilerin %31’i baraj suyundan, %40’ı yeraltı suyundan, %29’u ise dere ve yeraltı suyundan yararlanılarak sulama yaptıklarını ifade etmişlerdir. Başka bir çalışmada, Alaşehir’de 3-5 kez sulama yapanların oranı %71.3 olarak bildirilmiştir(Çoban ve ark., 2001). Görüldüğü gibi iki çalışma sonuçları paralellik göstermektedir. Alaşehir bölgesindeki bağlarda hastalık ve zararlılarla mücadele, üreticilerin en fazla üzerinde durduğu kültürel uygulamalardan birisidir. Bu konuda kimyasal mücadele en fazla uygulanan yöntemdir. Hastalık ve zararlılarla kimyasal mücadelenin uygun zaman ve dozda yapılmaması, hastalık ve zararlıların önlenememesi sonucunu yarattığı gibi, aynı zamanda üzümün pestisitlerle kirlenmesi sorununu da yaratmaktadır. Yöre üreticilerinin zirai ilaçlama sayıları bu konuda yol gösterici olabilir. Yöre üreticilerinin %15.40’ı bir vejetasyon döneminde 0-5 kez , % 75.40’ı 6-10 kez, %9.20’si ise 11 ve üzeri ilaçlama yaptıklarını belirtmişlerdir. Hormon kullanım oranı ise %95.39’dur. Yöredeki diğer çalışmada da üreticilerin yarısının yılda 8-10 kez ilaçlama yaptığı tespit edilmiştir(Çoban ve ark., 2001). Her iki çalışma sonuçlarına göre yörede fazla ilaçlama yapıldığı ve fazla hormon kullanıldığı söylenebilir. Çalışmada hasat işlemi ile ilgili uygulamalar da incelenmiştir. Hasat zamanının belirlenmesinde üreticilerin %7.62’i renk, %18.49’u tad, %69.26’ı renk+tad ve %4.63’de ölçme yöntemi kullandıklarını bildirmişlerdir. Üreticilerin %12.80’i 15 ağustostan önce, %45.40’ı 15-30 ağustos arası, %40.00’ı 1-15 eylül arası ve %1.80’i 15 eylülden sonra hasat işlemini gerçekleştirdiklerini belirtmişlerdir. Üreticilerin %48.33’ü kurutmada beton sergi, %38.34’ü kanaviçe, %10.00’u beton sergi ve kanaviçe, %3.33’ü ise tel sergiyi kullanmaktadır. Bu sonuçlara göre; üreticilerin genelde hasat zamanı belirlemede üzümün renk ve tadına baktıkları, hasat işlemini 15 eylüle kadar bitirdikleri kurutma işlemini beton sergi ve kanaviçede gerçekleştirdikleri söylenebilir. Ürününün değerlendirme şekline gelince, üreticilerin %51.56’sı kurutmalık, %35.94’ü kurutmalık+sofralık ve %12.50’i ise sofralık olarak yetiştiricilik yapmaktadır. Aynı yöredeki başka bir çalışmada ise üreticilerin %51.50’sinin ürününü kurutmalık olarak değerlendirdiğini saptamışlardır (Çoban ve ark., 2001). Verim miktarları ise; 0-500 kg/da kuru üzüm elde edenlerin oranı %63.93, 500-750 kg/da ürün elde edilme oranı %29.51 ve 750 kg/da dan fazla ürün elde edenlerin oranı ise %6.56’dır. Bu oranlara göre yörede elde edilen ürün miktarların orta seviyede olduğu ve yükseltilmesi gerektiği düşünülmektedir.

C B Ü Soma Meslek Yüksekokulu Teknik Bilimler Dergisi Yıl:2008 Cilt:2 Sayı: 10