logo
bitkibes
biatkikor
esnaf
klntsz-gida
expert
bagclik
whatssapp
viber
messenger
telegram
tango
hongouts
imo
line
skype
azar
wechat
tictoc
face_sayfamz
twitter_sayfamiz
google_sayfamiz
youtube_kanalimiz
instagram_sayfamiz
swarm
sosmedbiz-takiptekal
disqus
linkedin_sayfamz
pinteres
snapchat_sayfamz
tumblr
foursquare_sayfamiz
ÜRETİM
üzüm
zeytink
redglob
kuru-üzüm
cilekk
kapuz
yaprak
zeytin_yagik
pekmezk
cilek-recelik
domates_salca
seftali
erik
koruk-suyuk
kavun
semiz_otu
marul
biber
ispanak
nane
sarap
k1
k2
k3

 

 

YETİŞTİRİCİLİK
yerfısıtıgı
acur
armut
avakado
ay_cicegi
ayva
badem
bakla
bamya
bezelye
brokoli
bugday
celtik
ceviz
enginar
fasulya
findik
gl
hashas
havuc
hiyar
incir
kabak
soya
kayisi
kereviz
kivi
layana
limon
mercimek
misir
muz
nar
nohut
pamuk
patates
patlican
pazi
pirasa
sarimsak
seker_pancari
sogan
kiraz
yenidunya

 

 

admin1
Ekleyen - Ahmet Can Durmuş
ad2

asmanın kökeni ve bağclığın tarihçesi

  • Asmanın Kökeni

Jeolojik bulgulara göre geçmişi 150 milyon yıl öncesine uzanan yerkürenin, en eski bitki gruplarından birisi asmadır. Avrupa’nın değişik bölgeleri ve Kuzey Amerika’da üçüncü jeolojik zamana (neozoik) ait asma yaprak ve çekirdek fosillerinin bulunmuş olması, yabani asmanın insanlık tarihinden daha eski bir geçmişi olduğunu belgelemektedir.

Dünya üzerinde çok geniş bir alana yayılmış bulunan asma türleri içerisinde en önemlisi, halen dünya üzüm üretiminin % 90’ından fazlasını sağlayan Vitis vinifera L.’dir. Bağcılık tarihi, Avrupa ile Küçük Asya’nın (Anadolu) doğal florasında yer alan bu türün kültüre alınmasıyla başlamıştır. Arkeolojik bulgulara göre, bu asma türünün ilk olarak M.Ö. 6000-5000 yıllarında (Cilalı Taş Devri), Kafkasya ve Anadolu’da kültüre alındığı ve zamanla buradan dünyanın hemen her yerine dağıldığı kabul edilmektedir (Oraman 1937 ve 1965 a, Winkler ve ark. 1974, Fidan 1985, Alleweldt ve Possingham 1988, Mullins ve ark. 1992, Gray ve Meredith 1992).

  • Bağcılığın Tarihçesi

Tarih öncesi çağlarda kültüre alınan asma ve bağcılık kültürü, doğu ve batı medeniyetlerinin sosyal ve ekonomik yapısı içinde her dönemde önemli bir yer tutmuştur. Kimi toplumlarda asma ve özellikle şarap, mistik bir anlam kazanmıştır. Antik dönemdeki pagan (çok tanrılı) uygarlıkla-
rından Mısırlılar “Osiris”i, Yunan ve Romalılar ise “Dionysos”u (Bacchus), bağcılık ve şarap tanrısı olarak betimlemişlerdir. Tek tanrılı dinlerin kutsal kitaplarından Tevrat ve Incil’in büyük tufanı anlatan bölümleri başta olmak üzere, çeşitli bölümlerinde asma ve şaraptan sıkça söz edilmektedir (Şekil 1.1). Büyük tufandan sonraki olaylar ile başlayan Incil’de, Nuh Peygamberin kültüre aldığı bitkiler arasında asmanın öneminden bahsedilmektedir.

Bağcılığın belgelere dayalı tarihi Anadolu uygarlıkları ile iç içedir. Anadolu'da, bilinen en eski uygarlık olan Hatti kavmi ile, M.Ö. 2000 yıllarında Kafkaslar üzerinden Anadolu’ya gele­rek bu kavmi egemenliği altına alan ancak, her iki kavmin uyumlu

birlikteliği sonucunda bölge­de 600 yıllık büyük bir uygarlık yaratan Hititler için, buğday ve arpa yetiştiriciliği ile birlikte bağcılığın önemini anlatan çok sayıda arkeolojik buluntu günümüze ulaşmıştır. Üzümden şarap, arpadan bira yapmasını bilen Hititler, içki kapla­rına büyük önem vermişlerdir. Ankara’daki Ana­dolu Medeniyetleri Müzesi’nde bu döneme ait altın içki kaplarının yanısıra, çeşitli hayvan fi­gürlerinden oluşturulmuş toprak ve seramik içki kaplan çok değerli örneklerdir (Şekil 1.2 ve 1.3). Ayrıca, bu döneme ait kaya resimleri ve heykel­lerde üzüm ve şaraba ait figürlerin yer alması, Hitit kanunlarında bağların ve ürünün korunma­sına yönelik özel hükümlere yer verilmesi, Bo­ğazköy metinlerinde kuru üzümden bahsedilme­si, sosyal ve ekonomik açıdan Anadolu bağcılı­ğının önemini günümüze taşıyan diğer belgeler­dir. Bunların en değerlilerinden biri olan İvriz (Konya) kabartması. Bereket Tanrısı Tarhu’yu sol elindeki buğday başakları ve sağ elindeki üzüm salkımları ile tasvir etmekte, Kral Varpala- vas bu figürde halkı için feyiz ve bereket dile­mektedir (Şekil 1.4) (Oraman 1965 b ve 1969, Akşit 1981).
Hititlerin ardından Anadolu çeşitli uygarlık­lara yurt olmaya devam etmiştir. Bunlardan Frig- ya ve Pers uygarlıkları ile Helenistik dönem bo­yunca bağcılık önemini korumuştur. Ankara’nın tarihi isimlerinden “Ancyra” eski Yunanca’da “koruk”, “Engürü” ise Farsça’da "üzüm” anlamına gelmektedir.

Anadolu, Türklerin yurdu olduktan sonra da (M.S. 11. yüzyıl), bu topraklarda bağcılık geliş­mesini sürdürmüştür. Türkler diğer Müslüman toplumların aksine, egemenlikleri altındaki Hıristiyan grupların şaraplık üzüm yetiştiriciliği­ni engellemedikleri gibi, Avrupa için çok farklı ve yeni olan sofralık üzüm yetiştiriciliği Osman­lı İmparatorluğu döneminde, Balkanlar’dan İtal­ya, Fransa ve Ispanya’ya kadar yayılmıştır. Sel­çuklu ve Osmanlı süslemelerinde asma yaprağı ve üzüm salkımı önemli figürler olarak yer almıştır